Hakem Cüneyt Çakır maçı bitiren düdüğü çalıyor. Trabzonspor deplasmanda oynadığı karşılaşmayı 2-0 kazanarak 2010-2011 sezonuna 3 puanla başlıyor.
1. Hafta Spor Toto Süper Lig ANKARAGUCU 0 – 2 TRABZONSPOR
26 Ağustos 20101. Hafta Spor Toto Süper Lig BUCASPOR 0 – 1 BEŞİKTAŞ
26 Ağustos 201090′ Dakika :Hakem Barış Şimşek maçı bitiren düdüğü çalıyor. Beşiktaş deplasmanda karşılaşmayı Bobo’nun attığı golle 1-0 kazanarak 2010-2011 sezonuna 3 puanla başlıyor.
1. Hafta Spor Toto Süper Lig SIVASSPOR 2 – 1 GALATASARAY
26 Ağustos 201090′ Dakika :Hakem Mustafa Kamil Abitoğlu maçı bitiren düdüğü çalıyor. Sivasspor kendi evinde 1-0 geriye düştüğü maçta Galatasaray’ı 2-1 yenerek 2010-2011 sezonuna 3 puanla başlıyor.
Domain Uzantıları ve Anlamları
24 Ağustos 2010.com .net .org .eu .asia .biz .com.tr vs vs… Bunca domain uzantısı ne anlama geliyor mutlaka merak etmişsinizdir. Neden bu kadar çok uzantı var ve bunların bir anlamı var mı yoksa rasgele mi belirlendiler?
Domain uzantılarınin çokluğu domain isimlerini zenginleştirmek içindir. Ve farklı olmaları belirli anlamlarının olmasındandır. Uzantılar temelde sitenin faaliyet alanı ile ilgili bir uzantıya sahip olması amacıyla üretilmiştir. Ancak zaman içerisinde denetlemenin zorluğundan dolayı her uzantı her amaçla herkes tarafından alınabilir olmuştur. Pek çok domain uzantısı olması sayesinde almak istediğiniz domainin .com u alınmışsa dahi bir başka uzantı ile ona sahip olabilirsiniz.
Domain uzantılarının başlangıçta bir amaç ile belirlendiğini ve amacın sitenin faaliyetine uygun bir uzantı kullanması olduğunu söylemiştik. Örneğin .com uzantısı İngilizce’de “şirket” kelimesinin karşılığının “company” olmasıdır. Uzatmamak için ilk üç harfi kullanılmaktadır genel olarak. .net uzantısı “ağ” anlamındaki “network”, .org uzantısı “topluluk” anlamındaki “organization”, .info uzantısı “bilgi” anlamındaki “information”, .name uzantısı “isim” anlamındaki “name”, .biz uzantısı “iş” anlamındaki “business” (bizinis şeklinde okunur) kelimesinin okunuşundan, .eu uzantısı tahmin edeceğiniz gibi “avrupa” yani “europe” kelimelerinden gelmektedir. Tüm domainler İngizlizce’de bir anlama sahiptir.
.tr uzantılı domainler “Türkiye Cumhuriyeti” anlamında ” Turkish Republic” kelimesinin kısaltmasıdır ve ODTÜ tarafından yıllar önce alınmıştır. Tüm .tr uzantılı domainlerin tek dağıtıcısı ODTÜ’dür. ODTÜ bu yetkisini kullanarak .tr uzantılı domainlerin alınmasını bir prosedüre dayandırmıştır. Sirketim.com.tr domainini almak için şirket belgelerinde o adın geçtiğini belgelendirmeden alamazsınız. Yada adimsoyadim.com.tr kimlik ibraz edilmeden alınamaz. Belge gerektirmekle beraber belgeyi ilk getiren alır. Yani 10 tane aynı isimde şirketten ancak ilk başvuran ve belge gösterebilen .com.tr’yi alabilir. Örneğin .edu.tr “eğitim” yani “education” uzantılar üniversiteler haricinde asla alınamaz. .mil.tr uzantısı “askeriye” yani “military” hiç kimse tarafından alınamaz. ODTÜ .tr uzantılar üzerindeki hakkını kullanarak tam bir denetim ile uzantıların gerçek amacında kullanılmasını sağlamıştır.
Tanga kör ediyordu
22 Ağustos 2010
Amerikalı bir kadın, iç çamaşırında sektör devi olan “Victoria’s Secret”ten davacı oldu.
Los Angeles’taki bir mağazada tanga deneyen kadın, “düşük bel V-string” türü iç çamaşırından gözüne fırlayan bir metal parçası nedeniyle az daha kör olacaktı.
Macrida Patterson, yaralandığını belirterek “yeni ürün sorumluluk yasası” çerçevesinde dava açtı.
Patterson’un avukatı Jason Buccat, bir ürünün tasarım sorunu olduğunu ve fırlayan metalin müvekkilinin kornea tabakasına çarpıp hasar verdiğini söyledi.
Avukat Buccat, Los Angeles’ta ulaşım görevlisi olan Patterson’un birkaç gün işe gidemediğini ve yaşamı boyunca da hasardan etkileneceğini kaydetti.
Bakın türbanlı emolar !….
22 Ağustos 2010
Grup Hepsi Fan Club – arkadaşlar bi bakın türbanlı emolar
| Gruphepsifanclub.net Tarafından Küçültülmüştür. Büyütmek İçin ( 500×375 ve 134KB ) Buraya Tıklayın |

| Gruphepsifanclub.net Tarafından Küçültülmüştür. Büyütmek İçin ( %1$sx%2$s ve %3$sKB ) Buraya Tıklayın |

Dini olarak Nekadar Doğru Tartışılır.
CHP’nin İslâm Vizyonu
22 Ağustos 2010Ak Parti’den İznik Belediye Meclisi üyesi seçilen Zeliha Peşte, başörtüsü ile oturumlara katıldığı gerekçesiyle CHP’nin önerge vermesi üzerine istifa etti.
İznik Belediye Meclisi’nin tek kadın üyesi olan Zeliha Peşte, geçtiğimiz günlerde yapılan belediyenin yeni dönemdeki ikinci meclis toplantısında gündem öncesi CHP’li üyeler Ali Sarı, Hikmet Özkan ve Mehmet Akyüz’ün verdiği önergenin okunması ile şok oldu.
Daha önce hukuk fakültesinden de bu nedenle ayrıldığını anımsatan Zeliha Peşte, İçişleri Bakanlığı’ndan olumlu bir karar beklemediği için istifa ettiğini kaydetti. Bu konuda Ak Parti’den de çok büyük beklentisi bulunmadığını anımsatan Peşte, “Ülkenin şartlarını biliyorum. Süreç çok adil işlemiyor şuan. Başörtüsü, özgürlükler kapsamında değerlendirilmedi bugüne kadar. Başörtüsü yüzünden Ak Parti’nin de zarar görmesini istemiyorum.” diye konuştu.
CHP’nin sorun çıkarıp çıkarmayacağından endişe duyduğunu aktaran Peşte, ilk meclis toplantısı öncesi “Rahat olun, bizim öyle bir tedirginliğimiz yok” şeklinde destek gördüğünü dile getirdi.
İlk meclis toplantısında gerçekten de hiçbir sorun yaşanmadığını belirten Peşte, ikinci meclis toplantısını ve istifa sürecini şöyle anlattı: “Seçimi kazandıktan sonra CHP’nin tavrından endişe ediyordum. Ama ilk toplantıda birşey olmamasına rağmen ikinci meclis toplantısına gittiğimizde, gündem başlamadan CHP’nin bu dilekçesi okundu. Ben şok oldum. O anı hatırlayamıyorum. Sanki odanın dışından dinliyormuşum gibi bir şok yaşadım. Bir tartışma yaşanmadı. Ama olan benim ve bizim özgürlüklerimize oldu. Ben olayın büyümesini ve partimin zarar görmesini istemedim. Bu nedenle İçişleri Bakanlığı’ndan gelecek sonucu da beklemedim istifa ettim. Ama bir kaç gündür çok üzgünüm. Bunları hak etmedik.”
Başörtüsünün iktidar kavgası olmaktan çıkartılması gerektiğini vurgulayan Peşte, “12 yaşında bir kızım var. Çocuklarımız en azından bunları yaşamasın. Kadın olarak zaten hayata zorluklarla başlıyoruz. Bir de bu tür başörtüsü gibi ek bir sıkıntılar çıkartılıyor. Güya bir Ak Parti meclis üyesi, ‘CHP’lilere nasıl başörtüsünü kabul ettirdik’ demiş. Bunun üzerine sinirlenmişler ve önerge vermişler. Bu çok saçma bir gerekçe. CHP Türkiye’nin her yerinde böyle zaten” şeklinde konuştu.
CHP İznik İlçe Başkanı İsmail Güleç ise başörtüsüne karşı olmadıklarını ancak kamusal alanda takılmasının yasal olarak imkansız olduğunu ileri sürdü.
Güleç, başörtüsü konusunun Türkiye’de halledilemeyen bir konu olduğunu belirterek, şunları ifade etti: “Arkadaşımız zaten daha önce türban nedeniyle hukuk fakültesini de bırakmış. Biz sokaktaki insana karışmıyoruz. Benim eşimde başörtülü. Türban değil ama başörtüsüyle gezer. Ama herkes kamusal alanda kılık kıyafete uymak zorundadır. Bizim için sokaktaki insanın bir sorunu yok. Özgürdür. Kamusal alanda görev yapan insanların bu konuya dikkat etmesi gerekir.” (CİHAN)
Facebook’tan yeni hizmet!
22 Ağustos 2010
Bu yeni hizmet kullanıcıların gittikleri mekanları bildirmelerini ve fotoğraflarda “tag”lemerini sağlıyor. Facebook Places’in görüntüleri internete erken sızmış olmasına karşın, gerçek kullanımı iPhone uygulamasının çıkışı ve “Facebook Touch” internet sitesinin açılışıyla başlayacak. Mark Zuckerber bu yeni hizmetin üç farklı amaca hizmet edeceğini söyledi: kullanıcıların bulundukları yerlerini çevrelerine haber vermesini, o anda yakınlarında bulunan arkadaşlarını keşfetmesini ve çevrede ne tür etkinlikler olduğundan haberdar olmasını sağlıyor.
Bu hizmet sayesinde akıllı cep telefonu kullanıcıları Facebook üzerinden kim, nerede, ne yapıyor anlayabilecek. Örneğin; bir partide cep telefonuyla fotoğraf çektikten sonra facebook hesabınıza yüklediğinizde ve fotoğraftaki insanları “tag”lediğinizde, o insanların da Facebook Places üzerinden hangi mekanda oldukları görülebiliyor.
Bu uygulama sadece arkadaş listenizdeki insanlar için kullanılabiliyor
Hangi ünlüler borç batağında?
22 Ağustos 2010
MERAL ZEREN
Meral Zeren bir dönemin güzel yıldızlarından biriydi. Yıllar sonra Bebek sahilinde denize girerken görüntülendi. Şöhret bitmiş, geriye sadece borçlar kalmış.
SAHİLDEN DENİZE DALDI
’Köyden İndim Şehre’ filminin ’Emine’si Meral Zeren, yıllar sonra Bebek’te görüntülendi. Bebek’te yaşayan Zeren, elinde minik bir çantayla sahile gelmiş, parktaki bir bankı şezlong yapıp üstüne eşyalarını koymuş, sonra da denize dalmıştı.
EVİ YIKILMAK ÜZEREYMİŞ
Kemal Sunal’la birlikte Salako, Hanzo gibi gişe rekorları kıran filmlerde oynayan Meral Zeren, şöhretini kaybettikten sonra zor günler yaşamaya başlamıştı. Zeren, birkaç yıl önce medyada “Borç batağı içinde, bakımsızlıktan yıkılmak üzere olan bir evde yaşıyor” haberiyle yer almıştı.
UĞUR YÜCEL
Uğur Yücel’in, imza yetkisi verdiği çok güvendiği bir arkadaşı banka hesaplarını boşalttı. Yönetmen Uğur Yücel ne var ne yok bütün servetini kaybetti. Borç batağına giren sanatçı, bir reklam filminde oynadı ama yine de borçlarından kurtulamadı. Yücel, Tek Faktoring A.Ş.’ye olan 200 bin TL’lik borcunu ödemeyince de ikinci kez icralık olmuştu. Rol aldığı “Canım Ailem” dizisinin setine gelen icra memurlarını kovan Yücel, bir sonraki sefer dizi setinde bulunmayınca icra işlemleri gerçekleştirilememişti. Alacaklı tarafın avukatı, Yücel’in borcunu ödememesi halinde haciz taleplerini yineleyeceklerini belirtmişti. Yücel’in daha önce de Levent’teki villasına haciz gelmişti.
TAN SAĞTÜRK
Diyarbakır’da 1999’da açılan “Tan Sağtürk Bale, Piyano, Diksiyon, Drama ve Salon Dansları Okulu”nun kapısına 11 yıllık faaliyetinin ardından kilit vuruldu. Ünlü balet Tan Sağtürk’ün de katıldığı görkemli bir törenle açılan okul, girdiği borç batağından kurtulamayarak iflas etti. Ofis semtinde faaliyet gösteren okulun Diyarbakır’daki idarecileri piyasaya yüklü miktarda borçlanırken, son dönemde kirasını bile ödeyemez duruma geldi. Borçların ödenememesi üzerine alacaklıların başlattığı icra takibi sonrası okul boşaltıldı. Yetkililer “Sağtürk, sadece manevi destekte bulunmuş ve tabelada isminin kullanmasına izin vermişti” dedi.
CEM YILMAZ
Satın aldığı 12 tabloya 250 bin TL vererek gündeme gelen ünlü şovmen Cem Yılmaz, borç içinde yüzüyormuş! Lüks bir otomobile bakarken gazetecileri fark eden Cem Yılmaz, “Yeni bir arabaya verecek kadar param yok” demişti.
’ARABANIN AYNISI BENDE VAR’
Bir otomobil galerisinin önünde duran Audi R8 marka aracı inceleyen Yılmaz gazetecileri fark edince koşar adımlarla galeriden uzaklaşmıştı. “Şimdi benim için ’yeni bir araba aldı’ diye haber yaparsınız. Zaten bu arabanın aynısından bende var” diyen Cem Yılmaz, ekledi: “Bir ton borcum var.”
Hatırı sayılır bir otomobil koleksiyonu olan komedyen, bu açıklamasıyla yalan söylerken bile herkesi kendine güldürmüş oldu!
MUSTAFA TOPALOĞLU
Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği’nin düzenlediği kumar baskınlarında gözaltına alınarak adından söz ettiren Mustafa Topaloğlu, borçları yüzünden yine hacizlik oldu. Vakıflar Genel Müdürlüğü avukatları geçtiğimiz hafta Topaloğlu’nun Ortaköy’de 10 yıl önce kiraladığı ve aylık 210 dolar olan dairenin 6 yıllık kira borçlarına karşılık Çekmeköy Dumankaya Sitesi’ndeki evlerine haciz işmeli başlattı. Topaloğlu’nun ilk eşi Hasibe Topaloğlu’nun oturduğu Ortaköy’deki evin kira borcuna karşılık, şimdiki eşi Derya Topaloğlu ile oturduğu eve haciz memurlarının gelmesine eşi ve kayınvalidesi tepki gösterdi. Komşuların da şahit olduğu kavgalar ve bağrışlar sonrası haciz memurları Tapaloğlu’nun üzerindeki paralara ve evdeki bazı eşyalara haciz koydu.
“BORÇ VAR, İNSANLIK HALİ”
Hakkında defalarca alacak ve tahliye davası açılan Tapaloğlu, borçlarını yeniden düzenlemek için yaptığı müracaatlara rağmen ödemeleri yapmayınca, evine gelen hacizle ilgili olarak; “İnsanlık hali, borçlu olabilirsin. Ama ortada bir yanlışlık olduğu birkaç gün sonra anlaşıldı. O gün eşyalarıma haciz kondu. Benim yıllar önce hissedarı olduğum bir şirketin borcuymuş. Kimseyi bulamadıkları için bana gelmişler. Sonrasında durumu düzelttik” yorumunda bulundu… En son üç yıl önce albüm çıkaran ama albümüyle istediği satışı yakalayamadığı için zarar eden Mustafa Topaloğlu, bir yıl önce de Obama’nın başkanlığının hemen ardından Obama’ya özel bir şarkı yapmış ve bu şarkıyı da klip çekmişti… Albüm çalışmalarına ara verse de; zaman zaman Obama klibi gibi aykırı sözler içeren şarkılar yapan şarkcı, bu şarkıları sayesinde gündemde kalmayı başarıyor… Şimdilerde bir petrol firmasının reklamlarında rol alan “Uzaylı Türkücü” olarak da bilinen Topaloğlu’nun, maddi kriz içinde olmasının en büyük nedenlerinden birinin kumar tutkusu olduğu iddia ediliyor.
KRİZDEN KUMARDAN DEĞİL
Ama bu iddialara Topaloğlu karşı çıkıyor ve ekonomik kriz nedeninin kumardan kaynaklanmadığını dile getirmişti. Topaloğlu: “Ben Allah dostu bir adamım. Beni doğru düzgün tanımıyor insanlar. Kumar tutkum falan yok. O baskınların hepsinde ben dostlarımla birlikteydim. Benim kumarla ilgim yok. Zaten kumarı da büyük parası olanlar oynar. Benim ekonomik krizde olduğum da yanlış anlaşılıyor. Ben halk gibi yaşıyorum. Sanatçı olarak ben vatandaş gibi yaşıyorum, sanatçı gibi değil” yorumunda bulunmuştu.
FULDEN URAS
Fulden Uras’ın borçları nedeniyle Yeniköy’deki dubleks villasına haciz kondu. Bilirkişi, villa için 1 milyon YTL değer biçti.
Şarkıcı Fulden Uras’ın borçlarını ödemediği için haciz konulan Yeniköy’deki dubleks villasına bilirkişi tarafından 1 milyon YTL değer biçilmişti. Uras’ın borçlu olduğu Cevdet Taşdöken, 125 bin YTL’lik alacağını tahsil etmek için Kartal 5. İcra Müdürlüğü’ne başvuruda bulunmuştu. İcra takibinde Fulden Uras yükümlülüklerini yerine getirmemişti. İcra takibi sonucu Uras’ın haczedilen villasına değer biçilmesine karar verilmişti.
AJDA PEKKAN
Bir firma, alacaklı olduğunu iddia ederek, sanatçı Ajda Pekkan’nın sahibi olduğu işyerleri hakkında haciz işlemi başlatmıştı. Sanatçı ise çeklerin muhasebeciden çalındığını, imza ve rakamların sonradan atıldığını savunarak, işlemlerin durdurulmasını istemişti. Firma, Pekkan’ın film şirketini, 7 bin 500 lira alacaklı olduğu iddiasıyla mahkemeye vermişti. Ünlü yıldızın avukatı Taner Demir, Küçükçekmece 2. İcra Dairesi’ne sunduğu dilekçede, haciz işleminin durmasını talep etmişti. Demir, dilekçede, 6 adet çekin şirketin muhasebecisinden çalındığını ve yapılan hırsızlıkla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını anlatmıştı.
BİRSEN AYDA
Yeşilçam’a 1956’da “Sevda Sahilleri” adlı filmle adım atan, 70’lerde “Malkoçoğlu”, “Battal Gazi” gibi epik filmlerdeki “vamp kadın” rolleriyle ünlenen Birsen Ayda, borç batağında. Beyoğlu Ülker Sokak’ta tek odalı bir evde yaşayan Ayda, 150 bin lirayı bulan vergi borcu nedeniyle böbreğini satmak istemişti. 1992 yılında şarkıcı eşi Atınç’ın ölümünden sonra Beyoğlu’ndaki dükkânının kira geliriyle geçinen oyuncu, kiracılarının kendisine tuzak kurduğunu, bu duruma onlar yüzünden düştüğünü iddia etmişti. İşte 61 yaşındaki Ayda’nın “Hayatımı altüst etti” dediği gelişmeler:
- Beyoğlu’nda eşimden kalma 50 metrekarelik bir işyerim vardı. Onun geliriyle ayakta kalmaya çalışıyordum. Ta ki işletsinler diye iki gence kiralayana kadar. Cafe olarak işletilen yer için gençlere `Mesul Müdürlük Belgesi´ verdim. Ama bana tuzak kurdular. Ödenmeyen vergi borçları nedeniyle borç batağına sürüklendim. Bu bo5rca kredi kartları da eklenince sorunlar çığ gibi büyüdü.
- Küçükparmakkapı Sokak’ta bulunan bu yer Milli Emlak´a aitti. Ruhsatı ve vergi levhası ise benim üzerime. Eşimden kalan son gelir kaynağımdı. İki genç cafe olarak işlettikleri bu yer için bana bedelini ödüyorlardı. Gençler vergi borçlarını aksatıp defterdarla anlaşarak 1983 yılından beri adıma kayıtlı olan bu yeri elimden aldılar. Sokağa atıldım. Hakkımı aramak için mahkemeye verdim ve savcılığa suç duyurusunda bulundum.
- Borçlarımı ödemek için böbreğimi satmaya karar verdim. Birkaç kez girişimde bulundum ama doktorlar isteğimi reddetti. Ne yapayım, başka çarem kalmadı. Sigara ve içki kullanmadım. Eğer ihtiyacı olan birileri çıkarsa böbreğimi satarak vergi borçlarımı kapatırım diye düşündüm. Ancak bana bu işlemin yasal olmadığı söylendi. Sonra organ mafyasının eline düşmekten korktum. Şimdi çaresizlik içindeyim. Ne yapacağımı bilemiyorum.
HANDE YENER
Almanya’da bir konsere çıkmak için sözleşme yapan ve 7 bin Euro ön ödeme alan Hande Yener, konsere çıkmayınca organizatörlerle mahkemelik olmuştu. Yener evine icra memurları gelince 7 bin Euro’yu geri ödemişti. Yener, organizatörün sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediği için konsere çıkmadığını belirtmişti.
İBRAHİM TATLISES
Doğtaş Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, İbrahim Tatlıses’in DOĞTAŞ aleyhine açtığı davayı kaybettiğini söylemişti. Tatlıses’e yaptıkları işler karşılığında aldıkları çekleri icraya verdiklerini ve şarkıcının Kuşadası ile Bodrum’daki otellerine haciz koydurduklarını anlatan Doğan, Kuşadası’ndaki otelin üzerinde 1 milyon TL’lik haciz bulunduğunu, satış gününden bir gün önce 1 milyon TL ödendiğini ve haciz işleminin sona erdiğini ifade ederek şöyle konuşmuştu:
“Diğer alacağımız yaklaşık 2 milyon TL, bunun karşılığında da Bodrum’daki otele haciz koydurduk ve haciz işlemi devam etmektedir. Oradaki otelin satış işlemi başlamış durumda. Tatlıses, satış öncesinde ya bize parayı ödemeli ya da otelin satışıyla biz paramızı temin edeceğiz. Bizi mahkemeye kendisi verdi, böyle bir borcunun olmadığını belirtti ve gecikme olduğunu söyledi. Bizden tazminat talep etti. Bu, mahkemece reddedildi. Bodrum’daki otelin bilirkişi raporu çıktı. Ekspertiz raporuna göre 6,5 milyon TL değer tespit edildi. Bu değere itiraz ettiği için karar, mahkeme tarafından inceleniyor. Ancak, bir kez daha itiraz hakkı olmadığı için biz mayıs ayı içinde satış günü bekliyoruz. Otele talip olma konusunda bir kararımız yok ama ben Kuşadası’nda olduğu gibi paramızı ödeyeceğini sanıyorum.”
İCLAL AYDIN
Oyuncu, yazar İclal Aydın’ın yıllar önce TGRT ile imzaladığı sözleşme başına iş açtı. O dönem bütün projelerinden vazgeçip TGRT’de yayınlanan “Zor Hedef” isimli dizide rol alan Aydın, 10 bölümlük ödemesini ve transfer ücretini alamayınca mahkemeye başvurdu. Ancak bir sorun vardı; sözleşmesinin orijinali Enver Ören’in sahibi olduğu PROMAŞ’daydı, sadece kopyası İclal Aydın’daydı. 3 yıl boyunca mahkemeye kopya sözleşmeyi kabul ettirmek için çabaladı. 2006 yılının sonunda ise mahkemeden lehine çıkan kararla yüzü güldü. Aydın, faiziyle beraber hakkı olan parayı almaya başardı. Bu sonuç üzerine yapımcı şirket PROMAŞ kararı temyiz etti. 2009 yılı sonunda ise Yargıtay, İclal Aydın’ın lehine sonuçlanan kararı bozdu. Sözleşmenin aslını isteyen mahkeme, yapımcı şirketin ’Bizde sözleşme yok’ beyanı üzerine davayı düşürdü. Mahkeme İclal Aydın’ın aldığı parayı faiziyle beraber geri ödemesini talep etti. Bütün bunların yanı sıra mahkeme ve harç masraflarının ödemesi de Aydın’a kaldı. Çıkan karara itiraz süresi dolar dolmaz da arabası ve evine haciz koyduruldu. Davanın peşini bırakmamakta kararlı olan İclal Aydın, 9 yıllık zararını tanzim etmek için yapımcı şirkete 500 bin TL değerinde yeni bir dava açtı. Hakkını sonuna kadar arayacağını söyleyen Aydın, “Sözleşmem sizde yoksa beni nasıl çalıştırdınız? Vergi mi kaçırdınız, kaçak mı çalıştırdınız? Şimdi bunu açıklayın. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bile giderim” demişti.
NAİL KEÇELİ
Bir dönemin ünlü reklamcısı Nail Keçili’nin Muğla’nın Marmaris ilçesi Armutalan beldesindeki Taş Ev’de bulunan eşyası, eski aşçısı tarafından 100 bin lira alacağına karşılık haczedildi. 2003 – 2006 yılları arasında Nail Keçili’nin evinde aşçı olarak çalışan Mehmet Emin Özün 33 bin TL’lik alacağını alamadığı gerekçesiyle, 2006 yılında mahkemeye başvurmuştu.
Yaklaşık 4 yıl süren mahkeme, Özün’ü haklı bularak haciz kararı vermişti. Haciz kararının ardından Keçili, faiziyle birlikte 100 bin TL’ye yaklaşan parayı ödeyeceğini söylemişti. Fakat para ödenmeyince, haciz kararı işleme konmuştu. Evin kapısına kamyonu yanaştıran alacaklılar, evden dev ekran televizyon, klima, kondisyon aletleri, halılar ve müzik aletleri başta olmak üzere bir kamyon dolusu eşya almışlardı. Evinin bahçesindeki Hammer jip ve sürat motoru dikkat çekmişti.
OZAN ORHON
“Taktırdığım mide kelepçesi yüzünden ölümle burun buruna geldim. Besin alamadığım ve aşırı su kaybettiğim için komaya girdim” sözleriyle gündeme gelen Ozan Orhon hapis cezasıyla karşı karşıya kaldı. Alacaklısına toplam 45 bin 373 liralık borcunu ödemediği öne sürülen Ozan Orhon, ’taahhüdünü ihlal etmek’le suçlanmıştı.
SİNAN SERTER
Eski manken ve sunucu Özlem Yıldız’ın kocası armatör Tunç Sinan Serter ve babası Mahmut Gökçin Serter aleyhine 6.7 milyon TL’lik ihtiyati haciz kararı alınmıştı. İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvuran Denizbank, kullanılan kredinin ödenmediğini belirterek haciz işlemlerinin başlatılması için karar aldırdı. Banka, baba oğulun kefaleti ile Gallardo Maritime Limited şirketine kredi kullandırdığını belirtmişti. Şirketin sahibi olduğu “M/V Nordstar” isimli gemiye 1. derecede ve 1. sırada 15 milyon dolarlık Malta ipoteği konulduğunu hatırlatan Denizbank, şirket ve kefillerden 4 milyon 125 bin ana para ve 57 bin 748 dolar faiz olmak üzere toplam 4 milyon 182 bin 748 dolar alacağı bulunduğunu ifade etmişti.
Güzelsen bu siteye giremezsin!
22 Ağustos 2010
Dünyanın çirkinlere özel ilk çöpçatan sitesi TheUglyBugBall.co.uk ‘açık bir şekilde güzel ya da çekici olan’ kişileri üye olarak kabul etmiyor. İngiltere’de kurulan ve sadece çirkin insanları kabul eden sitenin, geçtiğimiz pazartesi günü faaliyete geçmesine rağmen, şimdiden 1500 kadar üyesi var. Siteye üyelik ise ücretsiz. Daha önce, sadece güzel ve yakışıklı insanları kabul eden
çöpçatan sitesi “beautiful.com”a misilleme olarak faaliyete geçen ‘çirkinlere özel çöpçatan sitesi’ ise şöyle işliyor: Potansiyel üyelerin başvuruları inceleniyor ve güzellerin üyelik girişimleri engelleniyor. Sitenin kurucusu girişimci milyarder Howard James ise şöyle diyor:
‘AŞAĞILAMA YOK’
“Site sayesinde çirkinler kendi gibi insanlarla rahatça iletişim kurup eş bulabilecekleri bir alana sahip oluyor. İnsanların Kate Moss gibi görünmüyor olmaları, verecekleri sevgileri olmadığı anlamına gelmez. Çirkin insanlar genelde toplum önüne çıkmak istemiyor. Sanal yollarla arkadaş seçmeyi yeğliyor ancak onlar da, internetten tanıştıkları kişilerle yüz yüze gelince
aşağılanmaktan korkuyor”.
Erkeklerin en çok söylediği 9 yalan
22 Ağustos 2010Birçok erkeğin son derece rahat bir şekilde söylediği yalanlar haberimizde…
Mesela hangi erkek “Beş dakika sonra evdeyim” demiyor, daha barda içkisini yudumlamaya yeni başladığı saatlerde… Pudra’nın haberine göre, ya da eşini götürmediği yemek daveti sonrasında, “Eşlerin de geleceğini bilmiyordum” demiyor…
Dürüst olmak gerekirse, özellikle inanmak istediğimizde, bazı kurmaca hikayeler ikna edici olabiliyor. Ama bunun kendimizi kandırmaktan başka bir işe yaradığı söylenemez. Hanımlar, öyleyse sıkı durun! Pudra.com, erkeklerin en sık başvurdukları yalanları deşifre ediyor!
“Seni arayacağım”
Aslında söylemek istediği: “Seni arayabilirim”
Erkeklerin en sık başvurdukları yalanlardan biridir. Eğer sizi aramayacaksa bunu açıkça söyleyerek sizi kırmak istemediğindendir aslında bu cümleyi sarf etmesinin nedeni. Hanımlar, öyleyse telefon başında daha fazla nöbet tutmayı bırakın ve hayatınızı yaşayın!
“Arayacağım” dedikten sonraki birkaç gün içinde telefonunuz çalmadıysa, beklediğiniz arama hiçbir zaman gerçekleşmeyecek demektir.
“Sevişmek istediğimden değil, şurada birlikte biraz uzanalım istiyorum”
Aslında söylemek istediği: “Seninle sevişmek istemesem zaten burada olmazdım. Niyetim, birlikte uzanarak seksi başlatmak için bir şans yaratmak”
Birlikte aynı yatağa uzandığı kadınla seks yapmak hangi erkeğin aklından geçmez ki! Çok isteksiz göründüğünüz zamanlarda sizi sekse zorlamak yerine, daha istekli olmanız için işi kolaylaştıracak bir yöntemdir çoğu erkek için. Bir erkek size böyle söylüyorsa, izleyin ve görün: Kırmızı ışıklarınız yeşile döndüğünde fırsatı kaçırmayacak ve ‘maç’ı derhal başlatacaktır.
“Bu şimdiye kadar yaptığım en güzel seksti”
Aslında söylemek istediği: “İyi bir sevişmeydi”
Bu ilk sevişmesi değilse ya da olağandışı bir hafıza gücü yoksa, bir erkek hiçbir zaman şimdiye kadar yaşadığı sevişmelerin detaylarını hatırlayamaz. Ama bu yalanı bir kompliman olarak algılayabilirsiniz.
Bir sonraki sevişmeye sizi teşvik etmek için seçilmiş yoldur çoğu zaman.
“Seni seviyorum”
Aslında söylemek istediği: “Senden hoşlanıyorum”
Her erkek aşkını ilan eden kadına karşı otomatik olarak “seni seviyorum” karşılığını verir. Ama her zaman gerçekten aşık olduğundan değildir bunu söylemesi. Evet, seks anlamında ya da duygusal olarak aranızda gittikçe güçlenen bir bağ oluşuyor olabilir, ama aslında sarf ettiği söz, sizi kaybetmek istememesinden dolayı verilmiş hızlı bir tepkidir. Eğer siz söylemeden önce söylüyorsa, gerçeklik payı olabi
“Evli değilim”
Aslında söylemek istediği: “Evliyim ama kendimi karıma adamış durumda değilim”
Pek çok erkek kağıt üzerinde evliyken bekarmış gibi davranmaktan ve bekar hayatı yaşamaktan zevk alır. Evet bazen gerçekten de evliliği sevgi dolu değildir, belki de bitme noktasındadır. Ama evde onu bekleyen ve ona bağlı olan karısı olan erkekler de ne yazık ki maceraya atılmaktan çekinmeyebiliyorlar. Bu durumda inanmanız gereken, içgüdüleriniz. Eğer içgüdüleriniz size onun evli olabileceğini söylüyorsa, onları takip edin.
“Sorun sen değilsin, benim”
Aslında söylemek istediği: “Sorun tamamen sensin ama bunu söyleyemiyorum”
Bir erkeğin en büyük kabusu bir kadından ayrılmak ve kadını bundan dolayı (belki ayrılık mesajı sonrası) ağlarken görmektir. Bu yüzden erkekler kadınları gözyaşı sağanağı altında bırakacak sözleri söylemekten çekinirler.
Bu sözün başka bir versiyonu, “Benim için çok fazla iyisin” ya da “Ben sana layık değilim”dir.
“Bunu daha önce hiçkimseye anlatmadım”
Aslında söylemek istediği: “Bunu sana daha önce hiç anlatmadım”
Bir erkek için itirafta bulunmak çok olağan bir şey değildir. Bu, herkesçe bilinen bir gerçek olduğuna göre bir kadına, yalnızca ‘ona’ açıklıyormuş izlenimi vermek, kadının kalbini kazanmanın en hızlı yoludur. Bu açıklama kadına “seçilmiş” tek kişi, en “özel” kadın olduğu hissini verir. Hanımlar, buna dikkat! Bu yalana kanmanız halinde bir erkeğin avucunun içine düşmeniz işten bile değil.
“Aileni seviyorum”
Aslında söylemek istediği: “Onların üstesinden gelebilirim”
Akıllı bir erkek, anne ve babasıyla iyi ilişkisi olan bir kadınla birlikteyken ailesi hakkında neler söylemesi gerektiği konusunda iki kere düşünür. Zira ailesine bağlı olan bir kadının kalbini fethetmek için iyi bir yoldur ailesi hakkında güzel sözler söylemek.
“Babasının kızı” ya da “annesinin bir taneciği” için yapılabilecek en iyi kompliman, ne kadar harika bir aileye sahip olduğunu söylemektir erkek için. Gerçekte öyle düşünmese de… Bu, birbirine bağlı bir aileyle baş etmenin ve aileye kabul edilmenin en akıllıca yoludur.
“Hayır, o kadınla hiçbir zaman ilişkim olmadı”
Aslında söylemek istediği: “Evet, onunla ilişki kurdum ama bunu sana söylersem çılgına dönersin”
Erkeklerin önceki ilişkileriyle ilgili bilgi vermek istemediklerinde sıkça başvurdukları bir yalandır bu. Çünkü arkasından gelecek kaçınılmaz sorularla yüzleşmekten korkarlar. Nelerdir o sorular derseniz, örnek verelim: Yatakta benden daha mı iyiydi? Benden daha mı güzeldi? Zaman zaman onu aklına getiriyor musun? Ona karşı hala bir şeyler hissediyor musun? Ayrıldıktan sonra hiç görüştünüz mü? Ayrılmayı sen mi istedin, o mu? Neden ayrıldınız?…
TANGA ŞOV!
22 Ağustos 2010‘Haydi Gel Bizimle Ol’da bir imaj tazeleme daha yaşandı. Müjde Ar’ın çok konuşulan estetik amaliyatının ardından Aysun Kayacı da saç rengiyle görenleri şaşkına çevirdi.
NTV’de Çiğdem Anad, Pınar Kür, Aysun Kayacı ve Müjde Ar’ın birlikte hazırladıkları ‘Haydi Gel Bizimle Ol’ programının yeni sezondaki ilk bölümünde Müjde Ar fırtınası esmişti. Kilo veren ve gıdısını aldıran Müjde Ar, bir hayli gençleşmiş görüntüsüyle çok konuşulmuştu.
Programın dün akşam yayınlanan bölümünde ise Aysun Kayacı, yeni imajı ile izleyenlerin karşısına çıktı. Kayacı’nın yeni hali partnerleri tarafından tam not aldı. Pınar Kür, “Aysun, Carmen rolünü oynayacak ben tahmin ediyorum. Esmer çingene kızı, çok da yakışırsın” dedi
Kayacı’nın saçlarını mı boyattığı yoksa peruk mu taktığı sorusu izleyen hemen herkesin dikkatini çeken bir ayrıntıydı. Aysun Kayacı’nın şu anda çekimleri devam eden ‘Şeytanın Pabucu’ filmindeki sahneleri nedeniyle imajını değiştirmesinin mümkün olmadığı öğrenildi. Muhtemelen Kayacı, dün akşamki programa perukla çıktı.
Programın kapanışında Çiğdem Anat’a bir sürpriz yapan ekip canlı yayında pasta keserek Anat’ın doğum gününü kutladı. Pasta kesimi sırasında Aysun Kayacı’nın beyaz tangasıyla verdiği frikik ise dikkatlerden kaçmadı.
BİKİNİDEN TANGA YAPTI
22 Ağustos 2010Polisan Boya’nın sahibi Ertuğrul Bitlis ile tatilini Princess Otel’inde sürdüren oyuncu Selen Görgüzel verdiği cesur pozlarla Bodrum plajlarına damga vurdu.
Lola Beach’te siyah bikinisinin altını ‘tanga’ şeklinde kıvıran ve üstsüz güneşlenen Selen Görgüzel, fotoğraflarının çekilmesinden rahatsız olmadı. Ertuğrul Bitlis’in seksi oyuncuya eşlik etmemesi, çapkın işadamının ikili hakkında çıkan haberlerden rahatsız olduğu şeklinde yorumlandı.
Twitter`da futbol ihalesi
21 Ağustos 2010Türkiye’nin her yerinden, çok sayıda kişi, canlı yayında futbol ihalesini, heyecanla izledi. Twittercılar da dahil. Her an birbirlerine bilgi verip, yorum yaptılar. İşte aralarından seçtiğim bir demet:
Cuneytozdemir: “Futbol ihalesi: Ev telefonu (Türk Telekom), cep telefonuna (Turkcell) karşı.”
Selimsurgun: “Yarın çıkacak gazete manşetleri: Süper lig, süper ihale.”
Hakanutku: “Telekomcu eleman, Digitürkçüden daha alçak bir sandalyede oturuyor. Bir aşağılama seziyorum.”
Askdoktoru: “Telekom her ne pahasına olursa olsun ihaleyi alma niyetinde olduğunu gösteriyor. Neden?”
İsmetberkan: “Telekom’un hesabı farklı. Onlar için bu yatırım, büyük bir işin kapısını açacak. İhale ile dijital pazarda kartlar yeniden dağıtılıyor.”
Cuneytozdemir: “Las Vegas ruhu.”
Ahmethc: “İşin içinde Las Vegas ruhu varsa, taraflar, Vegas’tan yeni gelen Zahid Akman’ı neden değerlendirmiyor?”
Cuneytozdemir: “350 milyon dolarlık ihalenin yapıldığı şu salona bakar mısınız? Kötü florasan ışıklar, beyaz masa örtüleri… Tek kelimeyle sakil.”
Amedbaba: “Umarım Karamehmet alamaz. Alırsa, ‘İhaleye girdik çuvalla para verdik’ diye Show TV ve Akşam gazetesinde çalışanlara gene maaşlar ödenmez.”
Nuhgonultas: “Kim alırsa alsın benim için fark etmez, futbol fanatiği değilim.”
Neverlander: “İhaleyi yapan Türkiye Futbol Federasyonu, ihaleye giren Türk Telekom ve Digitürk, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT); ihaledeki para birimi Amerikan doları.”
Rahsangulsan: “İhale, Adanalı dizisi gibi oldu: Türkiye böyle kapışma görmedi!”
Neverlander: “İhalenin başında, Karamehmet dik oturuyordu. Her arttırımda bir derece sağa yatmaya başladı.”
Ve sonunda Digitürk kazandı. Şeffaf bir ihale yapıldı. 2009-2010 için 140 milyon dolar ödeyen Digitürk’ün üzerindeki yük, 300 milyon dolara yakın artarak 410 milyon doları buldu. Parası olan kazandı; hayırlı uğurlu olsun.
Yakında ‘Tweet abla’ olacağım (Elif Dağdeviren)
21 Ağustos 2010Elif Dağdeviren, ‘Sosyal Alem’ adıyla cumartesi akşamları TURKMAX’te yeni bir programa başladı. Amacı, televizyon izleme alışkanlıklarını bırakıp internette vakit geçirenleri tekrar televizyonla buluşturmak. Üstelik bunu konuklarıyla sanal gündemi konuşarak yapacak.
Sıkı bir internet tutkunu Elif Dağdeviren. İnterneti sanal değil tamamen gerçek buluyor. Twitter’ın markalaşma hikayesini incelerken kendini bir anda sosyal ağların içerisinde bulması ise onu yepyeni bir projeye itiyor. Renkli, eğlenceli internet siteleri nedeniyle televizyon ekranlarından uzaklaşan genç izleyiciyi, yeniden televizyonla buluşturmak adına onların anladığı dilden, sanal alem gündeminden konuları işleyecek. Elif Dağdeviren ile ‘Sosyal Alem’ programını, internet tutkusunu ve ‘Tweet abla’ olma durumunu konuştuk.
- Sizin internete ilginizi zaten biliyoruz. Peki ‘Sosyal Alem’ programı nasıl ortaya çıktı?
’Netbul.com’u kurduğum dönemde ekip arkadaşlarım sosyal haberleşme ağı üzerine bir yazılım yapmak istediler. Ama buna karşı çıkmıştım. Türkiye’de bu sistemin tutmayacağını çünkü Türk insanının karşılıklı sohbeti ve dokunmayı sevdiğini söylemiştim. Bu proje üzerine çok konuşmamıza rağmen yapamadan sattım siteyi. Bir süre sonra Türkiye Facebook ve MSN’de ve özellikle Twitter’da en çok yükselen ülkeler arasına girince ilgimi çekmeye başladı. Markalaşma ve iletişimle ilgili hobisel bir tutkum var. Twitter’in markalaşma hikayesi bana çok ilginç geldi. Bunu araştırırken kendimi Twitter’ın ve Facebook’un içinde buldum. Facebook’u çok kıskandım, gelir modeli de dahil olmak üzere iyi bir işti bana göre. Vakit geçirmeye başlayınca insanların neden bu sitelerde bu kadar kaldıklarını anladım.
BU PROGRAMDA SİZ VARSINIZ
- Yani orada vakit geçirmeye başlayınca neden böyle bir program yapmıyoruz mu dediniz?
Sanal alem değil orası. Hayatı ne kadar gerçek yaşıyorsak orada daha da gerçek. Çünkü insanlar hem beraber, hem aidiyet duygusu var hem de gündemi paylaşıyor. Gazetelerde gündem bir filtreden geçiyor ve insanlara sunuluyor. Ama ne kadarı gerçekten halkın dilinde, ağzında ve parmaklarında hayat buluyor? Televizyon programı fikri buradan çıktı. İnterneti bilmeyenler Farmville konuşmaya başladı. Ahmet Hakan, Twitter’dan çıktı olay oldu. Takipçileri yoldaş diyorlar, nedir bu yoldaş hikayesi? Biz bu projeyle iki dünyayı birleştirecek bir köprü olmak istedik. Pek çok internet kullanıcısı ancak bilgisayar ekranından gördükleri şey ilgilerini çekerse gerçek dünyaya bakıyorlar. Yani orada ‘şu televizyon programı çok eğlenceli’ yazınca onu okuyanlar o yolla televizyonlarını açıyorlar. Biz de onlara dedik ki, gelin sizin de orada bir yeriniz var. Şu anda tamamen bir tweet alemci ya da sanal alemci olarak konuşuyorum; orada biz varız.
- Hem gündemi yakından takip etmek hem de hızlı bir şekilde her şeyden haberdar olmak için bu siteler iyi diyorsunuz yani…
Bugün MSN’in 19, Facebook’un 12 milyon üyesi var. Hangi gazete günde 12 milyon satıyor ki? Bu mecrayı doğru kullanmamız halinde inanılmaz bir güç var orada. Kişisel bir marka olanların orada başka bir yüzünü görebiliyorsunuz. Ekranlarda olan ancak sanal alemle hiç ilgisi olmayan biri bile bir anda kendini orada bulabilir. Sizin haberiniz olmadan binlerce insan sizin hakkınızda yazışıyor olabilir. Aynı şey kurumlar için de geçerli. Şu anda Amerika’da bununla ilgili ciddi şirketler ve planlamacılar çıktı. Onlardan biriyle şubat ayında İstanbul’da bir forum yapacağız ve sosyal medya nedir, ne amaçla kullanılır gibi sorulara yanıt arayacağız.
- Medya sektöründe olan herhangi birinin ‘Bu sitelerden bana ne’ deme şansı yok o halde?
Kesinlikle yok. Sadece medya dünyasında çalışan değil hiçbir ünlünün ve marka olan hiç kimsenin deme şansı yok. En azından yazıp çizmeseniz bile dahil olup orayı görmeniz lazım. Kim beni ilgilendirmiyor derse de büyük yalan. Bu, geleceğin tek şekillendiricisi şu an. Geleceğinizi planlamak istiyorsanız mutlaka orada olmalısınız.
Twitter Prenses ve Yedi Cüceler: Hangisi sizsiniz?
21 Ağustos 2010Twitir’daki sohbetlerinizi geliştirmek için herhangi bir stratejinin varlığından söz etmek biraz ironik olur. Bir twit 140 karakterdir. Birçok insanin aklinda bu yeni fenomenin neden bu kadar sik kullanıldığı ile ilgili hala soru işaretleri vardır.
Bana en çok sorulardan biri: “Yaptigim zaman yatırımının karşılığını nasıl alabilirim?”
Eğer twitir’a girmeyi düşünüyorsanız ya da hala aradığınızı bulamamışsanız, iste size önerebileceğim mikro-blog stratejileri. Twitir’in yedi cücelerinden hangisi olduğunuza karar verin ve öyle devam edin.
Neşeli: Takip ettiğiniz insanları eğlenceli bulduğunuz için takip ediyorsunuz. Ve karşılığında aklınızda olanları onlarla paylaşıyorsunuz.
Açıkgöz: Bu stratejide, arkadaşlarınızı, ailenizi ve is arkadaşlarınızı takip ediyorsunuz. Siz nadiren twitliyorsunuz, daha çok onların twitterinden faydalanıyorsunuz.
Araştırmacı: Çok fazla sayıda kişiyi takip etmiyorsunuz ancak twitir’in arama motoru özelliğini kullanarak yeni trendleri ve ilginizi çeken konularla ilgili sohbetleri takip ediyorsunuz. Twitir sizin için yeni Google. (search.twitter.com)
Becerikli: Bu stratejide, twitleriniz genellikle kendinizle ilgili. Mesela, müşterilerinizi, ailenizi ve etrafınızdaki insanları önemli aktivitelerinizden haberdar etmek istiyorsunuz. Haftada bir ya da iki kere twitliyorsunuz.
Meraklı: Bu stratejiyle, dünyaya ne yaptığınızı söylemekten çok, onların ne düşündüğünü merak ediyorsunuz. Mesela (2012 ile ilgili bir yazı yazdım bakin) demek yerine (2012 ile ilgili yazımı okuyan var mi, ne düşünüyorsunuz?) . Pazar araştırması gibi gözükse de aslında sohbet ediyorsunuz.
Gurultucu: Birinci amacınız ,takip edenlerinizi çoğaltarak onlara satış içerikli mesajlar yollamak. Bu strateji, topladığınız kişilerin sizi terk etmelerine de neden olabilir o yüzden dikkatli olmalısınız.
Bilgin: Bilginler, kendi alanlarına hakim kişilerdir. Bunlar günde bir kaç kere twitlerler, okudukları makalelere bağlar gönderirler, yorumlarda bulunurlar ve değer eklemeye çalışırlar. Bilginler çok nadir olarak günlük aktivitelerinden bahsederler.
Cep telefonlarınız için en iyi Twitter uygulamaları
21 Ağustos 2010Twitter’ın web adresini yazdığınızda sizi otomatik olarak twitter’ın mobil sitesine götürmesi lazım eğer götürmüyorsa twitter’a m.twitter.com adresinden ulaşabilirsiniz.
Twitter’ı cep telefonlarında çalışan birbirinden enteresan istemciler (İngilizcesi twitter client) var üstelik bunlardan bazıları cep telefonlarınızın kamerasını da kullanma özelliğine sahip. Böylelikle dışarıda çektiğiniz fotoğrafları anında twitter’dan sevdiklerinizle paylaşabileceksiniz. Göz atın!
1. Blackberry Uygulamaları
OpenBreak – Twitberry olarak da bilinen bu istemci en popüler Blackberry istemcilerinden bir tanesidir. Blackberry’nizden çektiğiniz fotoğraflarınızı twitpic ya da yfrog servislerini kullanarak twitter’ a aktarıyor. İstemci, hashtag’leri otomatik olarak tanıyor ve ayrıca twitter ana akışınızdaki twit sayınızı tıpkı eposta kutusundaki gibi görebiliyorsunuz.
UberTwitter – Blackberry için diğer istemcilerinden bir tanesi de ubertwitter’dır. Bu istemci, yer bazlı bir servistir yani nerede olduğunuzu kestirip ona göre twitlerinizde bu bilgiyi gösterebilir. Yer bilgisi baz istasyonlarından gelir.
Seesmic – Seismic ile kaydettiğiniz tüm twitter aramalarını ve twitter listelerini blackberry telefonunuzdan takip edebilirsiniz. Diğer uygulamalar gibi bu istemci de altta çalışır ve size direk mesajlarınızı ve yanıtlarınızı haber verir.
2. Nokia Cep Telefonları
Tweets60 – İsminden de belli olduğu gibi bu istemci Nokia S60 tipi telefonlar için tasarlanmıştır. Hem bedava hem de profesyonel versiyonlar vardır. Rahatlıkla statüsünüzü güncelleyebilir ve twitleri takip edebilirsiniz. Pro versiyonu resim aktarabilme ve arama gibi diğer özellikler içerir.
Gravity – Bu istemci çok popüler ve çok güçlü bir istemcidir. Birden fazla twitter hesabınızı aynı anda güncelleyebilir, resimlerinizi aktarabilir, ve twitter’ın retweet, direk mesaj ve favori özelliklerini kullanabilirsiniz. 10 günlük deneme versiyonunu Ovi Store’dan indirebilirsiniz.
Snaptu – Snaptu size facebook ve twitter ve hatta Google Picasa hesaplarınızı aynı anda yönetebilmenizi sağlar. Snaptu Twitter’ın temel özellikleri olan statüs güncellemelerini, direk mesajları, ve yanıtları kullanabilirsiniz. Snaptu, Java tabanlı tüm cep telefonlarında kullanılabilir. Sony Ericsson, Motorola ve Nokia modelleri de dahil.
3. Windows Cep ile çalışan istemciler
Tiny Twitter – Ücretsiz istemcilerden biri olan Tiny Twitter sayesinde Twitter’ın tüm temel fonksiyonlarını kullanabilirsiniz. Bu istemcinin ilginç özelliklerinden biri seçtiğiniz kullanıcıları bloklayıp ana akışınızdan çıkarabilmeniz.
PockeTwit – Birden fazla twitter hesabını yönetebilir, cep telefonunun kamerasından çektiğiniz fotoğrafları twitter’a gönderebilirsiniz.
Twikini – Bu istemci windows medya çalar ile etkileştiği için dinlediğiniz müzikleri twitter’dan paylaşabilirsiniz. Ayrıca uzun web adreslerini de kısaltan bit.ly ve tinyurl gibi programları da kullanabilirsiniz. Cep telefonunuzda GPS varsa bulunduğunuz yerin koordinatlarını da twitleyebilirsiniz. 14 günlük deneme versiyonunu internetten indirebilirsiniz.
4. Android bazlı telefonlar için uygulamaları
Twidroid – Android ile çalışan telefonlar için en popüler twitter istemcilerinden bir tanesidir. Ücretsiz ve ücretsiz versiyonları vardır. Ücretli versiyonu size birden fazla twitter hesabı yönetmenize imkan verir.
Bu istemci, twitter listelerini de destekler. Telefonunuzu salladığınız zaman tüm yeni twitler çağrılır ama bu özellik sadece ücretli versiyonunda vardır.
Seesmic – Foto ve video çekip bunları twitter’da paylaşabilirsiniz. Ayrıca yer bilgilerinizi de twitlerinize koyabilirsiniz. Ayrıca yeni twitler geldiğinde telefonunuz değişik melodi çalabilir ya da ışığının rengi değişebilir.
Twitter’da karantina listesine girmemek için kaçınmanız gereken altı kusurlu hareket
21 Ağustos 2010Twitter için sosyal medyanın balta girmemiş ormanı yorumunu yapabiliriz. Ortam göreceli olarak yeni, birçok insan buraya yabancı ve mevcut birkaç kuralı da pek önemseyen yok. Bu nedenle Twitter’daki birçok kişi ya bloklanıyor ya da takip edilmeye değer bulunmuyor. Eğer siz de bu grubun içinde yer almak istemiyorsanız, aşağıdaki altı kusurlu hareketten kaçının:
1) Eğer fazla Twitter takipçiniz yoksa, arttırmak için oraya buraya teklifler göndermeyin.
2) Bir ürünün, bir yeniliğin, vs. tanıtımını sürekli, tekrar tekrar yapmaktan kaçının. Size ilginç gelen, sizin çok sevdiğiniz birşey başkaları için o kadar ilginç olmayabilir.
3) Tweet’inizde cinsel içerikli materyallere bağlantı vermekten kaçının. Zaten yapmazsınız, ancak Twitter’da çok fazla sayıda porno yıldızı türemeye başladı, üstelik bunlar sizi de her an takibe alabilir. Bunlara da kanmaktan kaçının.
4) Yeni takibe aldığınız bir Twitter kullancısına daha ilk seferden işinizle ilgili olan bir web sayfası bağlantısı göndermeyin. Bu tür bir pazarlama taktiği tembel işidir, negatif etki yaratacaktır.
5) Sürekli tweet’lemekten kaçının. Tweet sayınız alıp verdiğiniz nefes sayısını geçmesin. Bunun yerine dışarı çıkın, hayatı yaşayın, dışarıda güzel bir hayat var.
6) Robot gibi davranmayın. Otomasyon aracı kullanmak kolayınıza gelebilir, ancak insanlar insanlarla etkileşim içinde olmak isterler, makinelerle değil.
Gerçek hayatta insanlardan vazgeçmek o kadar kolay değil, ancak Twitter’da bu tek bir tıklamaya bakıyor. Bu nedenle insanların sizden uzaklaşmaması için kusurlu hareketlerden kaçınmanız gerekiyor. Yukarıdaki hareketleri yapmazsanız sizi takip edenlerin sayısı günbegün artacaktır.
Twitter ile Dosya ve Doküman Paylaşımı : Twitdoc
21 Ağustos 2010Microblog servisi twitter, 140 karakterlik mesaj ile sınırlı kalmak kaydıyla anlık olarak paylaşımda bulunabileceğiniz bir sosyal ağdır. Popülerliği gün geçtikçe artan Twitter‘ı yukarıdaki gibi basit bir şekilde tanımlayabiliyoruz. Twitter kimilerine göre gereksiz, kimilerine göre ise sosyal medyaya yön veren araçların başında geliyor. Twitter Nedir? Twitter Rehberi yazısında ayrıntılı bir şekilde hangi alanlarda kullanılabileceğini görmüştük.
Twitter üzerinde fotoğraf paylaşımı için Twitpic, Tweetphoto ve Pix.im servisleri ile twitter her geçen gün daha fazla paylaşımı destekleyen bir sosyal medya kıvamına gelirken, karşımıza tüm doküman formatlarını ve görsel tabir ettiğimiz resim dosyası formatlarını destekleyen Twitdoc çıkabiliyor.
Twitdoc dosya paylaşım işlemini Twitter üzerinden gerçekleştirmeye yarayan ilk servis olarak duyuruldu. Twitdoc doküman formatları içerisinde PDF dosyaları, Microsoft Office dokümanları, Openoffice dokümanları gibi bilinen çoğu doküman formatını destekliyor. Bunun yanı sıra görsel resim formatlarının çoğu dokümanların yanı sıra dosya paylaşımı için kullanılabiliyor.
Twitdoc tarafından desteklenen dosya biçimleri ise resimler için (jpg, png, gif), dokümanlar içinse: Word (doc, docx), PowerPoint (ppt, pptx, pps), Excel (xls, xlsx), PDF, PS, Open Office (odt, odp, sxw, sxl), ve metin (txt, rtf).
Twitdoc ana sayfasında da görebileceğimiz üzere dosya yükleme ve twitter hesabınıza paylaşmak üzere dosya göndermek oldukça kolay bir hale getirilmiş. Basitçe twitter kullanıcı adınız ve şifrenizi giriyorsunuz. kaç karakter kaldığını gösteren alana twitter mesajınızı giriyorsunuz. Yüklemek istediğiniz dosyayı seçiyorsunuz ve işlem tamam.


